ı.
Artık tam bir ihtiyar gibiyim. Eski olma sırası bize geçmiş heralde. Bütün yaşanmışlıklarımla ağır ağır geldim pencerenin kenarına. Zar zor oturdum babamdan kalma ahşap sandalyeye, kalkabilir miyim bilemem. Yılların yorduğu eskittiği, gözlerimi yavaş yavaş diktim o koca şehre. Koca şehir, kırk kocanın koynundan çıkmış, surları dövülmüş,boğazına zincir gerilmiş, fatihine fatiha okunmuş koca şehir, hala genç bir bakire gibi alımlı, zamana meydan okuyor inadına. Daha ilk kez soluduğumda o kirli nefesini, hatırlıyorum: bir büyü, allame diyarı bu koca şehir. Boğazından tutuyor ve bırakmıyor bir daha. Benimgibidir eminim, gözlerine bakınca bir daha bir daha bakar delikanlılar bu şehre. Nereye gitsen aklında, nereye kaçsan elleri değer göğsüne bu kaca şehrin.
ıı.
Yağmur birer ikişer düşmeye başladı toprağa. Yavaş yavaş da pencere vuruyordu. Özlediğimi fark ettim o an yağmur sesini. Yağmur bir anda ne de çok şey hatırlatmıştı bu yorgun hafızaya. Koca şehre yağmur yağınca ardı gelirdi. Boşuna yağmazdı bu şehre yağmur. Bir bayram temizliğine girişilirdi adeta bulutlardan toprağa. Yağmur, kimi zamanda göz yaşıydı. Ağlardı haline bardaktan boşanırcasına. Boğazı düğümlenir, ağlardı. Kimi zaman hıçkırıkları eşlik ederdi.
- Blogger Comment
- Facebook Comment
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)

0 yorum:
Yorum Gönder